TAÇLARIN İNCİSİ SİTTİ ŞAH HATUN

05 08 2022
194 kez okundu
halit.celikbudak@gmail.com

Önceki gün günübirlik Bursa’ya gittim… Bugün Bursa’yı ve astarcı Ziya’yı yazacaktım… Ancak dün dostlarla İstanbul Ulus’ta buluştuğumuz kafede ilginç bir kitap ve yazarıyla karşılaştım. ’Edirne’nin Gömüt Taşları’… B. Cem Altınel’in hazırladığı Türkçe İngilizce bir eser… 2,5 yılda hazırlanan eser 640 sayfa… Edirne'de yüzlerce yıl iç içe yaşamış Türk, Yunan, Musevi, Ermeni, Levanten ve Bulgar etnik kökenlerden kültürlerin, Edirneli taş oyma ustaları (hakkâk) tarafından gömüt taşlarına aktarılan bir dizi estetik imgeyi anlatıyor bize…
****
Kitabı ve taşları konuşurken ilgimi Sitti Şah Hatun’a ait taşlar çekti… Hürrem Sultan’ı biliriz de Sitti Şah Hatun’u çok kişinin bildiğini sanmıyorum. Fatih Sultan Mehmet'in eşi, resmi çizilen ilk Osmanlı kadını, Osmanlı'da düğünü yapılan son hanedan mensubu, Edirne'ye gömülen ilk Osmanlı... Daha pek çok şey… Film, dizi yapımcısı değilim ama dizisi yapılsa kesin büyük ilgi çeker sanırım… Düğünü, Sitti Şah Hatun kadar en ince ayrıntısına kadar tarihi kayıtlarda anlatılan ikinci bir kişi daha yok…
****
Şehzade Mehmet’in ilk karısı Gülbahar Hatun’dur ama haremden geldiği için II. Murat’ın gözü onu tutmaz. Oğlunu tekrar evlendirmek ister. Politik düşünür… Aklına Elbistan'da Dulkadiroğulları’nın beşinci hükümdarı Süleyman Bey'in kızları gelir… Böylece Memlüklüler ile Osmanlılar arasındaki stratejik bir devletin hükümdarıyla akraba olup yanında tutmak ister… Ayrıca Karamanlı ve Akkoyunlulara karşı güçlü bir müttefik kazanacağını düşünür. Böylece ilginç düğün süreci başlar. Süleyman Bey’in beş kızından birini seçmesi için Amasya Beyi Hızır Ağa’yı görücü görevlendirir. O da karısını alıp Elbistan’a gider…
****
Hızır Ağa'nın karısı, kızlar arasında Mükrime Sitti Hatun'u beğenir… Orta boylu, balıketli, simsiyah saçlı, iri siyah badem gözlü, güzel yüzlü biridir… Kız hakkında II. Murat’a bilgi vermek için başkent Edirne'ye dönerler… II. Murat ’Tamam’ der.
****
Onay üzerine Hızır Paşa, karısı, vezir Saruca Paşa ile Mehmet’in sütannesi Daye Hatun, Rumeli beyleri, eşleri, seçkin yöneticiler gibi çok kalabalık bir heyet gelini almak üzere Edirne’den Elbistan'a gider… Yanlarına bol miktarda silahlı adam da katılır…
****
Çeyizi Dulkadiroğlu Beyliği’nden çok kalabalık bir heyet Bursa’ya kadar getirip geri döner, geri kalan heyet kızla birlikte Edirne’ye devam eder. Edirne’de düğün tam üç ay sürer. Hiçbir masraftan kaçınılmaz… Göz kamaştırıcı hediyelerin de haddi hesabı yoktur… Tarih 15 Aralık 1449… Tarihi belgelere göre, düğüne Bizans’tan dahi konuklar gelmiş…
Düğünden hemen sonra Şehzadenin sancak beyi olmasıyla çift Manisa'ya gider ama bir ay sonra II. Murad'ın 49 yaşında felç geçirip ölmesi üzerine çift tekrar Edirne’ye döner. Bu son yolculuktan sonra Sitti Şah Hatun ölünceye kadar Edirne'de yaşar… Sitti Şah uğruna Anadolu bozkırında boydan boya defalarca binlerce kilometre atla gidip gelinir…
****
Ben özetledim… Örneğin Bizanslı davetliler düğün hediyesi olarak İskenderiyeli matematikçi, coğrafyacı, astronom Batlamyus'un coğrafya adlı kitabını getirmişler. 15. Yüzyıl’a ait bir kopya... Kitabın kapağının içinde gelin ile kardeşi Malik Arslan'ın Bizanslı bir sanatçı tarafından yapılmış bir resmi varmış… Gelin file benzer bir hayvanın üzerinde tahtta, kardeşi de sarığı, kaftanı ve asasıyla resmedilmiş. Gelini buradan tanıyoruz… Orijinali Venedik Marciana Kütüphanesi’nde…
****
Tarihe meraklılar Mükrime Sitti Şah Sultan yazarak bu konuda yazılmış kitapları alıp okuyabilir… Edirne’de Sitti Şah Hatun tarafından 1484’te yaptırılmış bir cami de var. Cami yapılırken para yetişmediği II. Mehmet’in ilk eşi Gülbahar Hanım’ın kıskançlık yapmayıp 50 bin akçe de onun koyduğu söyleniyor. Sitti Şah Hatun 1486 Eylül ayında vefat etmiş… Kabri de bu caminin haziresinde…
****
Sitti Şah Hatun, bazı kaynaklara göre II. Beyazıt’ın annesi, bazılarına göre çocuğu olmamış… Tarihçiler hemfikir değil bu konuda… Ama Edirne’de ki caminin kitabesine de “zamanın hatunlarının taçlarının incisi Dulkadiroğlu Süleyman’ın kızı Sitti Şah” yazıyor…
****
Çocukluğu Edirne’de geçen B. Cem Altınel, İÜ Eczacılık Fakültesi mezunu… Uzun yıllar ilaç sektöründe çalıştıktan sonra emekli olup tarih ile ilgilenmeye başlamış… Bu ilgi aslında Edirne Müzesi’nin kurulmasında görev alan tarihçi dedesi Arif Dağdeviren’den kaynaklanıyormuş. Dedesi mezar taşlarının fotoğraflarını çekmiş. Ondan binlerce fotoğraf kalmış… En eski mezar taşı 1380’li yıllara kadar gidiyormuş… Arif’in babası da 1906-1913 arasında Yeni Edirne gazetesini çıkaran 1918-1920 yılları arasında da Edirne Belediye başkanlığı yapan Şevket Dağdeviren… Aynı zamanda Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucularından biri… Cem Bey, şimdi tarih konusunda dedesi ve onun babasının yolunda yürüyor dersek yanlış olmaz…

Whatsapp
google_160x600