KÖY ENSTİTÜLERİ

18 04 2022
848 kez okundu
lemancan@hotmail.com

1930’lu yıllar. 13 milyonu köylerde yaşayan 17 milyonluk savaş yorgunu bir ülke. Köylerde oturan çocukların ancak dörtte birinin okuyabildiği, erkeklerin yüzde 23’ünün kadınların ise ancak yüzde 8’inin okuma yazma bildiği yıllar. 40 bin köyün yalnızca yüzde 11’inde okul var.

Yedi düveli yenmiş olan genç ülkenin asıl savaşına başladığı yıllar. Cehaleti yenmek ve ekonomik olarak tekrar ayağa kalkmak zorundaydı. Hem de en kısa zamanda…

Tam da bu dönemde köylerin ve köylülerin sorunlarını inceleyen, eğitim sorunların kök sebeplerini arayan 15 kitabın yazarı bir Cumhuriyet aydını olan İsmail Hakkı Tonguç milli eğitim bakanlığı bünyesinde ilköğretim genel müdürü olarak görevlendirilir. Göreve gelir gelmez Cumhuriyetin eşsiz projelerinden olan ‘Köy Enstitüleri’nin temeli sayılan ‘eğitmen kursları’nı açar. Eğitmen kurslarının başarısını, üretken, verimli, sorgulayan, yaratıcı, öz güveni gelişmiş, araştıran, girişimci, sorumlu ve vatandaşlık bilincine sahip bireyler yetiştirecek olan ‘Köy Enstitüleri’nin 17 Nisan 1940 yılında kurulması izler.

 Dünyada eşi olmayan, tamamen Türk halkının ihtiyaçlarından kaynaklanan bir sistemdi. Genç Türkiye’nin öğretmen ihtiyacını 15 yılda çözecekti. Gericilik tsunamilerine, ekonomik depremlere, cehalet fırtınalarına karşı koyacak 21 çelik kalkandı. Cumhuriyeti ayakta tutacak temellerdi.

Kuruluşundan 1946 yılına kadar köylerdeki öğretmen açığını kapatan 16 bin 400 kadın ve erkek öğretmen ile 7 bin 300 sağlık memuru ve 8 bin 756 eğitmen yetiştiren bir eğitim şaheseriydi… Mehmet Başaran (doğ. 1926), Talip Apaydın (doğ. 1926), Fakir Baykurt (doğ. 1929) ve Mahmut Makal (doğ. 1933) gibi yazarları yetiştiren ilim yuvasıydı.
Ve 1940 yılında doğan güneş 1954 yılında battı. Çünkü:
* “Bizden akıllı maraba istemiyoruz” diyen feodallerin,
* Anadolu insanının bağnazlıktan kurtarıldığında nasıl yaratıcı ve üretici yurttaşlar olabileceğini tahmin eden siyasilerin,
* Türk insanının eğitim yoluyla kulluktan yurttaşlığa geçişini sağlayacağını fark eden mürtecilerin hedefi haline gelmişti.
Bu gün değişen ne var?
O gün köy enstitülerinde ‘Ziraat marşı’nın okunmasına tahammül edemeyen karanlık zihniyet bugün de okullarda ‘Andımız’ın söylenmesine karşı çıkıyor…
O gün “Köylülerin aydınlanması ağalığımızın sonunu getirecek” diyen halk düşmanları bugün “Okuyanlar arttıkça beni hafakanlar basıyor” diyor.
O gün “kızlarla erkelerin aynı okullarda okuması ahlaksızlıktır” diyen ahlaksızlar bugün de aynı şeyleri söylüyorlar…
68 yıl önce…
* Atatürk devrimlerinin ışığını en ücra köye götürecek meşaleleri söndürmeyi,
* Yetiştirdiği öğretmen niteliğinin 2022 yılında bile hala aşılamadığı bir eğitim devrimin başarıya ulaşmasını,
* Türk Halkının yazmaya başladığı bir eğitim destanını tamamlamasını engellediler.
Ama söz veriyorum;
Atatürk devrimleri çınarının vatanın en  ücra  köşesinde bile yeşermesini sağlayıp bu destanı tamamlayacağız…

Kaynak:
http://blog.milliyet.com.tr/egitimin-1923-1940-rakamlari/Blog/?BlogNo=236599

 

Whatsapp
google_160x600