Kaplumbağa Terbiyecisi

20 05 2022
296 kez okundu
halit.celikbudak@gmail.com

Geçtiğimiz ay birkaç günlüğüne İstanbul’daydık… Bu sürede Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait Pera Müzesi’ne tekrar gittim… Osman Hamdi Bey’i görmeye… Daha doğrusu onun ‘Kaplumbağa Terbiyecisi‘ tablosunu görmeye… Müze İstanbul Tepebaşı’nda… Vakıf, Türkiye’nin en zengin koleksiyonlarından biri Oryantalist Resim Koleksiyonu’na sahip… Bu tablo da koleksiyonun bir parçası…
* * * *
Berlin’in içinden geçen Spree Nehri üzerinde küçük bir Müzeler Adası var… Müzelerden biri ‘Eski Ulusal Galeri’… 1876’da açılan bu müzede, Osman Hamdi Bey’e ait ‘Ab-ı Hayat Çeşmesi’ veya ‘Okuyan Arap’ adı verilen isimli tablosu var. 1904’de yaptığı tabloyu müzenin kurucusu olan arkadaşı Wilhelm von Bode’ye bizzat hediye etmiş… Tablo en son İstanbul’daki Alman Başkonsolosluğu’nda bir süre asılı durmuş… Bu nadide tablo daha sonra müzeye getirilmiş…
* * * *
Berlin’deki Pergamonmuseum yani Bergama Müzesi’ni de herkes bilir… İslam Eserleri Bölümü’nde de Osman Hamdi Bey’in ‘Halı Tüccarları’ isimli bir tablosu asılı… Bu tablo da 1865-1945 arasında yaşayan Berlinli arkeolog Friedrich Sarre’nin koleksiyonundan… Sarre, İstanbul, Şam, Halep, İsfahan, Kahire, Musul, Semerkand, Buhara gibi doğunun önemli yerlerini gezip Berlin’e yüz bine yakın irili ufaklı eser, eşya getirmiş… Osman Hamdi Bey’in tablosu da bunlardan biri…
* * * *
Osman Hamdi Bey 30 Aralık 1842’de İstanbul’da doğup 24 Şubat 1910’da İstanbul’da vefat etmiş… Vasiyeti üzerine İzmit-Gebze Eskihisar’daki yazlığının bahçesine gömülür… Efsanevi bir hayat hikayesine sahip… 2007’de onun hayatını romanlaştıran yazar Emre Caner’in dediği gibi, Paris bulvarları, Bağdat çölleri, Viyana valsleri, Nemrut Dağı’nın zirvesi, Sayda’nın lahit odaları, savaşlar, aşklar, tablolar,  müzeler… Yaşamını merak edenler kısa bir araştırma ile bulup okuyabilir…
* * * *
Osman Hamdi çok yönlü biri… Ressam olduğu kadar Osmanlı’da arkeolojinin, müzeciliğin kurucu babası… İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni açar… Nemrut Dağı’ndaki kazıları yapar… Tarihi eserlerin Osmanlı topraklarından dışarı çıkarılmasını engelleyen Asar-ı Atika Nizamnamesi’ni 1884’de (Eski Eserler Yönetmeliği) hazırlar… 1882’de, Sanayi-i Nefise Mektebi’ni (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) kurucusudur…
* * * *
Berlin’deki çok değerli her iki tabloya yakından uzun uzun bakmıştım… İstanbul’daki tablo da etkileyici… Türk resim sanatının en ünlü, en pahalı tablosu kabul edilen Kaplumbağa Terbiyecisi 1906’da yapılmış… 221,5 cm x 120 cm boyutlarındaki bir tuvalin üzerine yağlıboya tabloyu, 1906'da Fransız Sanatçılar Derneği'nin Paris'te düzenlediği sergide yer almak üzere yapmış…
* * * *
Bu tablonun iki versiyonu var… Müzede gördüğüm ilk versiyonu… İkinci versiyonu ise Belma Simavi özel koleksiyonunda… Onu görmek henüz kısmet olmadı… İkincisinde 5 yerine 6 kaplumbağa ile pencere önünde bir testi var… Niye iki versiyon… Oryantalist ressamların sık başvurduğu yöntemmiş bu…
* * * *
Tabloların neyi ifade ettiğini başka yazıda anlatırım… Terbiyeci olarak tasvir edilen derviş ise ressamın kendisinin yaşlanmış hali… Resim sanatından pek anlamam demeyin… Fırsat bulunca gidip görün derim… Picasso’ya, eserlerinin ne anlam ifade ettiğini sormuşlar… O da ‘Kuşların ne cıvıldadığını anlıyor musun? Hayır. Ama yine de dinliyorsun’ cevabını vermiş… Bazen önemli olan gidip bakmaktır… Farklı amaçlar da olabilir… Örneğin yalnız kalmak, dünyevi dertlerden uzaklaşmak veya estetik duygunuzu tatmin etmek… Bu da size kalmış…

1

 

Whatsapp
google_160x600