ALMANYA’NIN B-PLANI

17 06 2022
294 kez okundu
halit.celikbudak@gmail.com

Dünya düzenleri, tarih boyunca, büyük savaşlardan sonra kurulan yeni jeopolitik dengelerle oluşturuldu. İkinci Dünya Savaşı sonrası da uluslararası düzen genellikle Amerikan gücünün bir ürünü olarak tanımlanır… Muzaffer bir ABD, müttefikleriyle birlikte, kendi çıkarlarına hizmet eden, ABD önceliğini güvence altına alan kurumlar, normlar oluşturarak iradesini dünyanın geri kalanına dayattı… Almanya’nın yapay zayıflığı da bu düzenin bir ürünü… 1945’ten sonraki üç çeyrek yüzyıl boyunca, Almanya hep bilinçli olarak büyük güç statüsünden kaçındı… Dış politikada pasifist yaklaşımlar izledi… Jeopolitik hedeflerden feragat ederek daha çok jeo-ekonomik hedeflere odaklandı… 
* * * *
Ukrayna savaşı, ABD ile Çin arasında rekabet/düşmanlık Almanya’nın dış politikasını temelden değiştirdi… Alman dış politikasında radikal bir değişime ilham verdi… Ukrayna’daki savaşın başlamasından dört gün sonra, genellikle temkinli olan Alman Şansölye Olaf Scholz, Alman dış politikasında bir  ‘zeitenwende‘ – ‘dönüm noktası’- olarak devrimci bir konuşma yaptı. Özetle şöyle dedi; “Bir dönüm noktası yaşıyoruz. Ve bunun anlamı şudur: sonraki dünya artık önceki dünya ile aynı değildir.” Ortaya koyduğu tez o kadar derin ki…
* * * *
Berlin, Ukrayna’ya silah tedarik etmeye, silahlı kuvvetlerinin gücünü yükseltmek için 100 milyar avroluk bir fon kurmaya, Rusya’ya olan enerji bağımlılığını sona erdirmeye karar verdi… Bu temel değişiklikler, Şansölye Scholz’un söylediği ‘zeitenwende’nin ne olduğu hakkında geniş bir tartışmayı da ateşlediBu tartışmaya Almanya’nın dünyadaki rolü de dahil… ‘Zeitenwende’ sonrası Berlin-Washington ilişkisi, Almanya’nın Avrupa’nın güvenliğinde daha aktif rol alması gibi konular tartışmaların odağında…
* * * *
İki Almanya 1990’da yeniden birleştikten sonra, Şansölye Helmut Kohl, ülkenin “yalnızca dost ülkelerle çevrili olduğunu” söylemeye bayılırdı. Ama şimdi, Almanya’da bunun değiştiği konusunda toplumsal bir fikir birliği var gibi görünüyor… Savaş sonrası dönemde ilk kez Almanya’da bir tehdit ile karşı karşıya olgusu oluştu… Ocak 2022’de yapılan bir ankete katılan Almanların yarısından fazlası Rusya’nın Ukrayna konusundaki tutumunun ülkelerine büyük bir askeri tehdit oluşturduğunu söylüyor…
* * * *
Bir ankete göre, Almanların yüzde 56’sı on yıl içinde Çin’in ABD’den daha güçlü bir güç olacağına da inanıyor. Sırada Tayvan savaşı olabileceğinden de korkuluyor. Ankete katılanların yüzde 60’ı Almanya’nın kendisini savunması için her zaman ABD’ye güvenemeyeceğini, bu nedenle Avrupa savunmasına yatırım yapması gerektiğini söylüyor… Bu endişenin en Atlantikçi kesimler arasında bile paylaşıldığı söyleniyor… Almanya’nın eski ABD büyükelçisi Wolfgang Ischinger ‘Almanya’nın bir B planı olması gerekiyor’ diyor…
* * * *
Tam da İkinci Dünya Savaşı’nın hafızadan tarihe geçtiği anda Almanya’da derinden bir değişim yaşanıyor galiba… Almanya Berlin’deki Humboldt Üniversitesinden Prof. Herfried Münkler’in “Die Macht in der Mitte” (Avrupa’nın ortasındaki güç) kitabındaki tezinde savunduğu gibi, Almanya artık sadece ekonomik değil, bir askeri güç olarak da etkisini arttırma şansını yakalamış bir ülke durumunda sanırım… Bu durumu Almanya’nın onlarca yıl sonra geç uyanması olarak gören de var,  hatta değişim hızının yavaş olduğunu söyleyen de var… Bu değişim kısa vadede sıkıntılar, zorluklar da yaratabilir… Çünkü geçmişteki örneklere bakılırsa uzun vadeli stratejiler olmadan politikacılar olayların tutsağı olabiliyor… 

 

Whatsapp
google_160x600