NEZAKETİ KALMAYAN SİYASET

29 01 2021
775 kez okundu

16 Nisan 2017 halkoylamasında yüzde 51,41 oyla değiştirilen Anayasa ile uygulamaya sokulan “Türk tipi başkanlık sistemi” dünyada pek benzeri olmayan şekilde yasama, yürütme, yargı ayrımını fiilen ortadan kaldırdı. Demokrasinin sadece seçim kazananın hakları olarak anlaşıldığı, parlamentonun yasa yapma ve denetleme görevlerinin büyük ölçüde işlevsiz bırakıldığı bir düzen, daha doğrusu düzensizlik kuruldu.

Bu düzensizlik beraberinde büyük bir niteliksizlik, nezaketsizlik ve hoşgörüsüzlüğü de getirdi. Topluma davranışları ile olumlu örnek olması gereken siyasi kadroların önemli bir bölümü, ağzından çıkanı kulağı duymadan birbirine her türlü sövgüyü yapar hale geldi.

Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar yasama faaliyeti içinde önemli bir yeri ve işlevi olan siyasi partilerin grup toplantıları, parti liderinin uzun ve de hiddetli nutuklar attığı, milletvekillerine de alkışlama görevinin düştüğü toplantılara dönüştü. Oysa grup toplantısı ile amaçlanan parlamentonun o haftaki gündemi üzerinde çalışıp uygulanacak politikayı belirlemektir. Geçmişte bu amaçla toplanan grup genel kurulu genel başkanın basına ve dinleyicilere açık olan konuşması ile başlar, ardından kapalı oturuma geçilir, milletvekilleri gündem üzerinde görüşlerini belirtir, kararlar alınırdı. Günümüzde ise genel başkan konuşuyor ve toplantı bitiyor.

Covid-19 salgını öncesinde bol dinleyicili ve tezahüratlı yapılan toplantıların bugün dinleyicisi sadece milletvekilleri ancak televizyon kanallarının naklen yayınını bilen genel başkanlar miting üslubu ile konuşmaya devam ediyorlar. Bu üslup ve yarattığı ayrışma önce partililere sonra da topluma yansıyor. Herkesin dumanı burnunda, kimse söylenenlerin altında kalmıyor daha ağırından cevap veriyor, karşılıklı sövgüler havada uçuşuyor. Hızını alamayan kavgasına ceza ve tazminat davaları ile yargıda devam ediyor. Siyaset, kendi zemininde çözemediği kavgasında yargıyı destek olmaya zorluyor ve yıpratıyor.

Siyasi tarihimizin hiçbir döneminde siyasetçilerimiz kendi kavgalarında yargıyı bu kadar hoyratça kullanmamışlardı. “Manevi tazminat” sistemi bu hoyratlık içinde karma karışık oldu, ne uygulama ne de içtihat birliği kaldı. Bu kadar çok siyasi ceza ve tazminat davaları zaten güvenilirliği tartışılan yargı erkimizi daha da baskı altına soktu ve tartışılır hale getirdi. Milletvekili dokunulmazlığı nerede başlar nerede biter, hangi söz hakaret oluşturur, hangisi oluşturmaz, muhatap cumhurbaşkanı mıdır, siyasi parti genel başkanı mıdır içinden çıkılmaz hale getirildi.

Gidiş nereye?

Biraz geçmişe bakıp üslubu, tavrı, hoşgörüyü ve nezaketi örnek almak gerekir.

Demokrasi aynı zamanda hoşgörü rejimidir.

Güneş Gürseler

 

 

 

 

Whatsapp
google_160x600