Kurtarıcı aşıya nasıl ulaşılacak?

22 05 2020
701 kez okundu
halit.celikbudak@gmail.com

‘Zaman hep aynı tempoda geçer‘ derler ama bazen zamanın akış hızı farklı olabiliyor. Sanki şimdi daha hızlı akıyor… Haberler ışık hızı ile yayılıyor. Güneşin doğuşu ile batışı arasında o kadar çok şey oluyor ki durup düşünmek için adeta vakit yok… İnsanlığın son yüzyılda karşılaştığı en büyük felaketlerden birini yaşıyoruz… Küresel çaptaki Kovit-19 salgınından bahsediyorum…

* * * *

SARS-CoV-2 virüsünün yol açtığı Kovit-19 salgını bugüne kadar tüm dünyada 320 bini aşkın kişinin ölümüne yol açtı. Halihazırda 5 milyon kişiye de bulaşmış vaziyette… Yaşadığım Almanya’da ölenlerin sayısı 8 bini aştı. Parlak ekonomik göstergelere sahip, hemen her alanda örnek referans gösterilen batılı ülkelerin salgın karşısındaki performansları hiç de örnek olamadı… En basit bir maske tedariki için bu ülkelerin düştükleri durum, birbirlerinin sağlık malzemelerini, maskelerini gasp ithamları hazindi…

* * * *

Şu an etkin olan bazı ilaçlar, plazma gibi tedavi yöntemleri var. Ama henüz aşısı, ilacı yok. Korona virüsü dünyada sosyo-ekonomik dengeleri sarsarken, en çok merak edilen şüphesiz aşının ne zaman çıkacağı… Aşı için dünyada yüzü aşkın çalışma var. Bazıları çok önde… Yazar Şekspir‘in ‘Her bulut fırtına doğurmaz‘ dediği  gibi her aşı çalışması da olumlu sonuçlanmayabilir… Aşı geliştirmek uzun soluklu, masraflı bir çalışma… Aşı çalışması için risk alan, destekleyici özel sermaye ile devletin desteği gerekli genelde… SARS-CoV-2 virüsüna karşı aşı geliştiren örneğin Almanya’daki BionTech firmasının ABD’de Nasdaq borsasındaki değerinin 12 milyar dolar olduğunu unutmayalım… BionTech’in aşı çalışmalarını destekleyen Pfizer şimdiden 185 milyon dolar ödeme yapmış… Başarıya bağlı olarak daha 550 milyon dolar daha ödeyecek…

* * * *

Üniversiteler de yapılıyor bu çalışmalar… Daha önce de yazmıştım… Ülkedeki akademik kültürün böyle çalışmaları yapmak için oluşmuş olması gerekir. Bu kültür öyle bugünden yarına hemen oluşmaz. Bu kültür yıllarca bir bilgi imbiğinden süzülerek oluşur. Mevcut bir aşıyı, ilacı üretmek başka, geliştirmek, yoktan var etmek başka… Bu da ayrı yazı konusu…

* * * *

Geçtiğimiz günlerde değerli dostum, meslektaşım, duayen gazeteci Yalçın Bayer ‘Aşı insanlığı malı olmalı‘ diye yazmıştı… Katılmamak mümkün değil… Nasıl hava, su, doğa insanlığın ortak malıysa aşı da öyle olmalı… Çünkü söz konusu olan insanın yaşamı… Ama maalesef gerçek başka… Her şeyden önce aşının araştırılıp geliştirilmesine büyük para harcanması gerekiyor. Bir aşı geliştirmek için en az 500 milyon dolarlık bir harcama gerekiyor… Geliştirilen aşının milyonlarca doz üretilmesi için ayrıca yüksek bir yatırım gerektiriyor… Aşı hem riskli yüksek bir yatırım ve hem getirisi ilaç gibi yüksek değil… 2018 rakamlarına göre, küresel ilaç piyasasının hacmi 1 trilyon 200 milyar dolar, bunun yalnızca 40 milyar dolarlık dilimi aşı satışları… Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, büyük ilaç şirketleri aşıyı kendileri bulmasa bile dünyada satılan aşıların yüzde 80'ini üretiyorlar. Bu monopol durumu da işin bir başka boyutu…

* * * *

Karlılık hesapları nedeniyle şirketlerin giderek önleyici aşılar yerine tedavi edici ilaçlara yönelmeyi tercih ettikleri, aşı için yaptıkları yatırımı da kısa sürede amorti etmek istedikleri de biliniyor… Firmaların bu yüzden aşıları öncelikle zengin ülkelere  satmak istedikleri, bu yolla aşıyı geliştirilme maliyetini kısa sürede çıkartmak istedikleri de bilinen bir gerçek…

* * * *

Londra Üniversitesi Hijyen ve Tropik Hastalıklar Fakültesinden Profesör Mark Jit ‘Eğer fiyata piyasa karar verirse, Kovid-19 aşısına sadece zengin ülkelerin insanları erişebilir. Geçmişte birçok aşı da bunu gördük’ diyordu geçtiğimiz günlerde… Bir Fransız atasözü derki ‘Gökkuşağı istiyorsan yağmura katlanmak zorundasın‘… Zengin olmayan ülkeler için bu atasözü geçerli olmaz umarız… Tüm dünya büyük meblağlar ödemeden aşıya kavuşur… Değerli dostum Yalçın Bayer’in çağrısı da gerçek olur…

 

Whatsapp
google_160x600