KORONAVİRÜSÜN PSİKOLOJİK ETKİLERİ

09 10 2020
2782 kez okundu
handandemirkiran90@gmail.com

Korku ve kaygısı kendisinden daha hızlı bir şekilde yayıldı koronavirüsün. Tüm ülke ve insanlar eşit şartlarda, geri kalmış ya da gelişmiş, din dil, ırk, coğrafya fark etmeksizin tüm insanlığın sorunu oldu. Hala bu salgına dair kesin bilgilerin olmaması ve diğer tüm belirsizlikler bütün toplumu fiziksel, ruhsal, ekonomik açıdan oldukça etkiledi.

Travmatik yaşantılar beraberinde ruhsal uyum getirir. İnkâr, öfke, pazarlık, depresyon, kabul duyguları bu uyum sürecinin parçalarıdır. Sıralaması değişse de çoğu kişi bu aşamaların hepsinden geçer. İnkâr, durumun gerçekliğini bilinçli - bilinçsiz olarak kabul edememe halidir. Durum ya da konu hakkında konuşmaktan kaçınılır. Öfkede ise kendinize, başkalarına, hayatınıza kızarsınız. İhanete ve haksızlığa uğramışlık hissi, gücenme, içerleme, hiddetlenme, nefret hisleri gibi öfke aşamasında yaşanan duygular pazarlık yoluyla değiştirmeye gidilir. Depresyon aşamasında ise hüzün, yas tutma, korku, endişe, belirsizlik hissi gibi tepkiler travmaya verilen normal insani tepkilerdir.  Kabul ise, olmasını istediğimizi değil, gerçek olanı kabul etmeyi içerir. Salgınların insanlar üzerinde önemli psikolojik etkileri olduğu daha önce yapılan çalışmalarda da kanıtlanmıştır.

Virüsün en önemli belirtilerinden biri boğaz ağrısı. Bu dönemde boğaz ağrısı ile hastaneye başvuran insan sayısının oldukça arttığı görülmektedir. Psikiyatrik bozukluklardan biri olan somatoform bozukluk yine bu dönemde görülen psikolojik bir bozukluktur. Bu bozukluk, bedensel yakınmaların olduğu psikolojik kökenli bir tanıdır. Ebola salgınında yapılan bir çalışmada psikososyal sorunlarda artış olduğu görülmüştür. 2009 yılındaki H1N1 salgınında yapılan bir araştırmada ise somatoform bozukluklar (fiziksel bir nedenle tam olarak açıklanamayan ağrı ve yorgunluk gibi semptomlar) dâhil olmak üzere çeşitli duygusal belirtilerin ortaya çıktığı görülmüştür.

Koronavirüs döneminde televizyonda, gazetelerde ve sosyal medyada sıkça karşılaştığımız elleri yıkamak, maske takmak, ayakkabılarla içeri girmemek gibi pek çok uyarı ve önlemler zaten kaygılı, stresli ve takıntılı olan obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olan kişilerin takıntılarını daha da artırmaktadır.

Bu salgınla tıbbi anlamda da pek çok hasar kalması bekleniyor. Ancak ruh ve beden sağlığı bir bütün olduğu da unutulmamalıdır. Bu dönemde ve sonrasında koronavirüsün psikolojik yansımaları görülecektir. Hatta bu tür psikolojik sorunların virüsten daha çok karşımıza çıkması da olasıdır. Bu süreçte yalnız olmadığımızı ve bunun geçici bir durum olduğunu düşünerek kaygı düzeyimizi kontrol altında tutmaya çalışmalıyız.

Firma Rehberi
Whatsapp
google_160x600