İSMET İNÖN܅

28 12 2020
259 kez okundu
imbik@devrimgazetesi.com.tr

Değerli dostlarım; 1973 yılının benim için bir ayrıcalığı vardır. Bu yılda ilk görev yerim olan Gaziantep Yavuzeli Ortaokulundan ayrılarak, Edirne İpsala ilçesinin bir beldesi olan, Yeni Karpuzlu’da ilk defa açılan bir ortaokulun müdürlüğüne atanarak, yöneticilik hayatıma başladım.

O yıllarda açılan okullar ile ilgili olarak: “Bir mühür-bir müdür” tanımlanması çok yaygındı. Ancak; bırakın bir mührü, benim bir mührüm de yoktu ve maaşımı ve de sonraki öğretmen ücretlerinin ödenmesini kendilerini rahmet ve sevgiyle andığım, İpsala Maliye Müdürlüğünde görevli Bilal Aykut ve Hikmet Sakarya isimli ağabeylerimin sayesinde; o zamanlar maliyede bulunan ve kapatılmış olan Millet Partisi’nin mührü vardı. İşte bu değerli ağabeylerim, beni zora sokmamak için, hazırladığım maaş ve ücret bordrolarının altına bu mührü biraz çevirip, okunmasını önleyerek, bana ödemelerini yapıyorlardı. Zannediyorum; benim okul mührüm bir yıl sonra geldi. Neyse; o tarihe kadar tüm ödemeler yolunda gitmişti!

Ön hazırlıklarını, yani; önüme konulan okula kayıt olacak öğrencilerin listesi ve köydeki okullardan tedarik edilerek, sıraları oluşturulan bir tek sınıfla (bu konuda yardımlarını esirgemeyen ilk okul müdürlerine teşekkür ederim.) Neyse; basit ama gerekli hazırlıklarımızı yaptıktan sonra Yeni Karpuzlu Ortaokulunun 29 Ekim 1973’te açılışını yaptık.

İlk öğrencilerim ilkokulu bitirdikten sonra; ortaokula devam edememiş yaşlı öğrencilerimdi ve ben onlarla çok iyi anlaşmıştım. Anlaşmıştım diyorum; çünkü: okuldaki tek öğretmen bendim ve de; fen bilgisi öğretmeni olmama rağmen, akşamları yeni uygulamaya konulan matematik konularını çalışıyor ve sabahları öğrencilerime anlatıyordum!..

Sizin anlayacağınız; ben de, öğrencilerim de mutluydu. Ve o gün geldi! 25 Aralık 1973… İsmet İNÖNÜ ölmüştü!.. O gün derslerimde öğrencilerime İsmet İnönü’yü anlattım.

Değerli okurlarım, sonbahar ayları hüzün ayları:  10 Kasım’da yoğun bir üzüntü yaşamamızın ardından,17 Aralık’ta Mevlana’yı Şeb-i Aruz törenleri ile yad ettikten sonra; 25 Aralık 2020 günü İsmet İnönü’yü ölümünün 47. yılında rahmet ve sevgi ile andık..

Peki; İsmet İnönü kimdi? Gelin bunu Turan Akıncı’nın kaleminden okuyalım…

“Her insanın bir derinliği var. İnsanlar dış dünyada derinlikleri ile değerleniyor. Bir kişinin ülkede bir makama gelmesi, Onun derinliğini göstermez. Son dönemde buna DOLU ADAM diyorlar. Ayrıca; son zamanlarda İsmet İnönü’ye vurmak moda oldu! Bu hakareti yapanlar ayak takımı, kim doğrudur kim yanlıştır bunu anlayabilecek zekâda adamlar değiller!

İsmet İnönü bu ülkede Başbakanlık yaptı. Cumhurbaşkanlığı yaptı. Siyaseti katmıyorum. Kimdir İsmet İnönü? Ne kadar derindir? İsmet İnönü; çok iyi bir satranç oyuncusuydu. Fransızca, İngilizce ve Almanca konuşurdu. Osmanlı paşasıydı, günde beş vakit namaz kılardı, iyolonsel çalardı; hatta Andre Zirkin’den ders alırdı. Felsefe okurdu. Gogol ve Goethe’nin tüm eserlerini okumuştu; hem de İngilizcelerini okumuş. Opera meraklısı ve en çok Aida’yı seyretmiş. Savaş meydanlarından geliyor, I. ve II. İnönü savaşlarının komutanı, çok iyi bir kurmay…
Cumhur Başkanlığı sırasında köşkte fizik deneyleri için laboratuvar kurmuş, Nobel ödüllü Prof. Heisenberg’in fizik seminerlerine katılmış.

Osmanlı paşaları arasında, Askeri İdadi’yi, Harbiye ve Kurmay Mekteplerini birincilikle bitirmiş tek Osmanlı paşası. Bu başarısından dolayı Sultan Abdülhamit tarafından sarayda madalya takılmış.

Karısına evlilik hediyesi olarak piyano almış. Düşünün, aramızda karısına piyano hediye etmiş kaç adam çıkar?”

 

 

Whatsapp
google_160x600