ELMA DEYİP, GEÇMEYİN…

01 02 2021
561 kez okundu
imbik@devrimgazetesi.com.tr

ELMA... Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama; ELMA kelimesi bende; haram, yasak ve anarşi’yi çağrıştırıyor! Çünkü; Havva’nın suça teşviklerini bir tarafa bırakırsak, Adem insanlık tarihinde ilk defa yasak olan bir şeyi yaparak, ELMA’yı yemiş ve insanoğlunun Tanrı tarafından cennetten kovulmasıyla sonuçlanan bir ceza ile cezalandırılmasına neden olmuştur... İnanıyorum ki; insanoğlu Adem’den bu yana yasak olan şeyleri tatmak veya yapmak isteğini duymuştur ve bu davranışları sonucu anarşiye varan tavırlar sergilemiştir. Yani; elma deyip geçmeyin... Bütün mesele ELMA’da..!

Her ne kadar Freud insan psikolojisini ve de davranışlarını açıklarken, bu davranışları; İD, Ego ve Super Ego gibi dürtülere bağlamakta ise de; (bu açıklamaların içinde olmakla beraber) ben, insanların yasaklara karşı olan ilgisinin ADEM DÜRTÜSÜ olarak nitelendirilmesinde fayda görüyorum... Çünkü; inanıyorum ki, rahmetli Özal da “anayasayı delmekle bir şey olmaz” diyerek, gerekli şartlar oluşmadan anayasayı değiştirirken ihtimal şöyle düşünüyordu: “Adem yaptı ben neden yapmayayım?” Yani; Özal’ın içinde bir Adem dürtüsü vardı! Yani; Adem Dürtüsü, (insanın genlerine işleyerek) gerek Tanrısal yasaklara ve gerek ise toplumsal yasaklara karşı insanın uymamasındaki temel dürtüdür...

Yasakların insan üzerinde inanılmaz bir cazibesi (çekiciliği) vardır. Örneğin; açık bir kasa ilgimiz dışında kalırken, kapalı bir kasanın içerisindekileri şiddetle merak ederiz... Galiba insanın bu hasletini iyi bilen bazı kadınlarımız da; karşı cinsin içerisindekileri merak etmesi amacıyla her tarafını örterek, kendilerinin bir ilgi merkezi olmalarını sağlamaktadırlar. Örneğin; Mezdeke grubu sadece yüzlerini örterek bu ilgiyi fazlasıyla sağlamıştır...

İnanıyorum ki; insanoğlu kendisine (şu veya bu şekilde elde ettiği) keyif veren maddeleri, Uhrevi dinlerin kısmen, ama; Semavi dinlerin açıkça yasak olduklarını bildirmesine kadar bilmeyerek, ama; kitaplı dinlerden sonra da bilerek, günümüze kadar kullana gelmiştir...

Örneğin; Totemlere tapan Kızılderililerin Ateş Suyu adını verdikleri viskiye düşkünlüğü tüm tarih sayfalarında yazar. Semavi dinler öncesi insanoğlu şaraba olan düşkünlüğü sonucu; kendisine bir şarap tanrısı yaratmıştır...!

Ve günümüzde de insanoğlu; ihtimal, başta Müslümanlık olmak üzere, tüm dinlerin bu davranış içerisinde bulunan kişilerin sadece Tanrı tarafından cezalandırılacaklarını veya bu davranışlarının değerlendireceğini söylemelerinden kaynaklanan bir davranış biçimi olarak, yani; “Ben yaptığımdan sadece Tanrıya karşı sorumluyum” mantığından hareketle içki tüketmekte bir sakınca görmemektedir.

Uhrevi dinler: Tapılan bir put olmakla beraber, öbür dünyanın varlığını kabul eden dinler. Örneğin; Budizm... Bu dinlerde kitap yoktur.

Semavi dinler: Tanrı tarafından indirilen bir kitaba sahip olan ve herhangi bir aracı olmaksızın Tanrı’ya yönelen ve de öbür dünyanın var olduğunu kabul eden dinler...

 

Whatsapp
google_160x600