BU YAĞMUR DA KURTARMAZ

07 01 2021
184 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Dünya ve Türkiye çok sıkıntılı, krizli bir süreçten geçiyor. Salgın yetmiyormuş gibi, Türkiye bir kuraklık tehdidi altında, tehlike giderek ciddileşiyor.

Baraj ve göletlerdeki su düzeyleri kritik seviyeyi çoktan aştı. TEM üzerinden geçerken Büyükçekmece ve Küçükçekmece göllerindeki su seviyesinin ne kadar çekildiğini gördüğümüzde ürperiyoruz. Özellikle, 17 milyonu taşımakta yetersiz kalan İstanbul’un büyük tehlike altında olduğu bilinmeli. Gerçekten işin şakası yok. İstanbul ve Trakya’yı birlikte sayarsanız, 18 milyonu aşkın nüfus özellikle tarım için büyük ‘korku’ da yaratıyor.

ISTRANCA, MADEN, RES

Trakya’nın elindeki Istranca suları bu vatandaşlara sorulmadan İstanbul’a aktarıldı, “Bu sular ‘Kanal İstanbul’ civarında yapılacak rezizdansların ihtiyacını karşılamaz” diyor uzmanlar.

Bizler doğayı, çevreyi, ormanları, yeşil alanları yok ettik. 1. sınıf tarım alanlarını rant uğruna bir avuç müteahhide teslim ettik. (Kimlerin tarlaları ele geçirdikleri ayrı bir yazı konusu. Hele Istranca ormanlarına tecavüz edenler, RES tahsislerini ellerinde toplayan ve şimdi de pazarlayanlar başka bir yazının konusu.)

İşin garibi, bunu, doğa ve çevrenin korunması bir Anayasal zorunluluk olduğu halde kamu resmi makamlar yapıyor, sağlıksız kentleşmeye izin veriyor. Şimdi hesapsız-kitapsız, ‘Kanal İstanbul’ gibi düşünceleri bırakın. Su meselesini çözmek için “deniz suyundan tatlı su temin edecek projenin” üzerinde yoğunlaşın.

Bu konuda Allah’ın bir lütfu olarak, dünyanın tuz miktarı en az olan bir Karadenizimiz mevcut... Ben bu projeyi İsrail’de gördüm. Ortadoğu’da Arap ülkeleri su diye inlerken, İsrail denizden elde ettiği içilebilir tatlı su sayesinde, yemyeşil parklar, ormanlar, tarım alanları yaratmış. Hiç sıkıntısı yok.

Özal döneminde, bizim Akdeniz’e akan şelalelerimiz, ırmaklarımızdaki suların boru hatları ile İsrail’e taşınması projesi vardı. Yani Özal, İsrail’e su satacaktı. Ancak İsrail deniz suyu projesini inşa edince, buna gerek kalmadı. Daha sonra birkaç Ortadoğu ülkesi daha bu projeyi hayata geçirdi. İstanbul su krizine giderken, hâlâ “Suriyelilere 50 bin konut inşa ettik” diye övünülüyor. “Önce can, sonra canan”.

TUZLUDAN TATLI SUYA

Buralara harcanacak kaynaklarla, öncelikle Karadeniz kıyısına deniz suyundan tatlı su elde edecek tesisi kurmalıyız. İsrail’de projeyi gezerken böyle bir tesisin 1-1.5 milyar dolara mal olduğunu söylemişlerdi. İnşaat ve bazı teknik aksamın ülkemizde yapılabileceğini tahmin ediyorum. Bu durumda maliyet düşebilir. İstanbul’u su krizinden kurtaracak bu projenin ‘opportunity cost’u hesaplandığında ‘Kanal İstanbul’dan daha öncelikli olduğu aşikârdır. Yağmur da, kar da yağsa İstanbul ve havzasının su sorunu bitmeyecek gibi görünüyor.

Selçuk MARUFLU

/////

VİCDANLAR SIZLAMADI MI?

CHP Ankara Milletvekili Nihat Yeşil, Cumhuriyet döneminde Refik Saydam tarafından kurulan 83 yıllık Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün 2011 yılında AKP iktidarı döneminde KHK ile kapatılarak yerli aşı döneminin bitirildiğini ve alım garantileriyle aşıların ithal edildiğini söyledi.

Yeşil soruyor: “Sosyal devlet anlayışı neden terk edildi? Yerli üretim bitti, ithal temin dönemi başladı; yani sosyal devlet anlayışının terk edilmesi iyi mi oldu! 83 yıllık köklü kurumun kapısına kilit vurulmasında vicdanlar hiç sızlamadı mı?”

 

Whatsapp
google_160x600