ATATÜRK, ABDÜLHAMİT, KURTDERELİ VE HAMZA YERLİKAYA

29 12 2020
994 kez okundu
aydinliddo@gmail.com

Sanatçıların veya sporcuların, ulusal ve uluslararası düzeyde başarı sağlaması sevineceğimiz ve takdir edeceğimiz bir durumdur. Dünya çapındaki başarılar o ülke insanlarını mutlu eder, gurur kaynağıdır. Bu başarı insanlığın, ahlak ve erdem değerleri ile olgun bir şekilde bütünleşmezse anlamını yitirir.

Konumuza güncel örnek Hamza Yerlikaya’dır. Hamza’nın güreş sporunda dünya çapında sağladığı başarılar, hepmizi gurulandırırdı. Keşke Türkiye’nin sporcusu olarak kalsaydı. Fakat o AKP’nin güreşçisi olmayı tercih etti. Elbette olabilir, bunda yadsıyacak, yadırganacak bir durum yok. Her siyasetçi kirli olacak diye bir durum yok. Ancak o, siyasetin kirli suyunda yıkanmayı tercih etti. Sahte diplomalar, haketmediği maaşlar gibi ve kötü örnek oldu. Olmaya da devam ediyor.

Bakınız bu ülkede dünya çapında başarılara imza atmış başka güreşçilerimiz de var. Kurtdereli Mehmet; Atatürk Kurtdereli’nin ülkeyi en iyi şekilde temsil ettiğini öğreniyor ve kendisi ile tanışıyor. Tanıştığı günün akşamı Kurtdereli’ye bir mektup yazıyor. (12.11.1931 Salı)

Mektubunda da: “Seni, cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivanını tanıdım. Parlak muaffakiyetlerinin sırrını şu sözlerle izah ettiğini de öğrendim; ‘Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürüm…’ Çoluk çocuğun için sana ufak bir armağan gönderiyorum. O, bu mektubumla beraberdir. Pehlivan ömrünün tam sağlıkla uzun sürmesini dilerim.” diyor.

Mektubun içinde 1000 liralık bir İş Bankası çeki vardır. Atatürk mektubu Salih Bozok eliyle Zafer Otel’de kalan Kutdereli’ye ulaştırır.

Çeki imzalayan Atatürk “Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a 1000 lira veriniz. Bu para, Aralık ayı aylığımdan faiziyle kesilecektir.” diye yazar.

Kurtdereli sabah bankaya gidiyor. Çekin parası kendisine ödeniyor, fakat Kurtdereli bankaya oturmuş gitmiyor. Çekin kendisine verilmesini bekliyor.

Banakcılar işinin bittiğini, neyi beklediğini soruyorlar.

Kurtdereli “Çekimi vermediniz, onu bekliyorum” diyor.

Bankacılar “Parayı alınca çek bizde kalır, işleyiş böyle” diyorlar.

Kurtdereli: “O halde alın 1000 liranızı, çekimi geri verin, çekin üzerinde Atatürk’ün resmi var, altında da imzası, ben Atamın resmini ve imzasını 1000 liraya değişmem, hatıra olarak çeki ömür boyu saklayacağım.”

Kurtdereli, bir demecinde bu olayı şöyle yorumluyor: 

“Sultan II. Abdülhamit’in saltanat döneminde Avrupa’ya gitmek için vapura bindiğim zaman, saraydan bir mabeyinci gelip dedi ki: “Zat-i Şahane’nin selamları var, Avrupa’da güreşirken benim taç ve tahtımın şerefini koruyarak güreş yapsın, buyurdular.”*

Ben de kendisine dedim ki: “Zat-ı Şahane’nin taç ve tahtının olduğu kadar, benim sırtımın da şerefi vardır!” 

Mabeyinci bir şey demeden gitti.      

Kendisine söylediğimi aynen padişaha söylemiş olacak ki, Avrupa’dan dönen pehlivanlara hediyeler ihsan verilmek âdet olduğu halde, dönüşümde bana hiçbir şey verilmedi, fakat şu feleğin işine akıl sır erer mi? 

Bana dünyanın en büyük adamı, işte ömrümün son mükâfatını verdi.

O büyük insan o büyük sözü boşuna dememişti: "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim"

İşte Atatürk, işte Abdülhamit, işte Kurtdereli, işte Hamza Yerlikaya, takdir düşünen insanın.

*https:/www.turkishnews.com/tr/content/2013/03/08/kurtdereli-mehmet-pehlivan-ve-ataturk/

Whatsapp
google_160x600