Almanya siyasetine Türkiye’den bakınca...

22 01 2021
311 kez okundu
halit.celikbudak@gmail.com
Dünyada çeşitli açılardan bakınca çekim alanı yaratan ülkeler var... ABD, Rusya, Çin, İngiltere veya Japonya gibi... Bunlara ilaveten bir de 27 ülkeli Avrupa var... 1973-1977 yılları arasında görev yapan ABD’nin efsane Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, bir zamanlar ‘Eğer Avrupa ile görüşmek istersem, kimi arayacağım...’ demişti... Bu soruyu son 16 yılda sorsaydı, ‘Almanya Şansölyesi Angela Merkel’i arayacaksın’ diye tavsiye ederlerdi...
* * * *
‘Ebedi şansölye’
denilen Angela Merkel, dünyanın dördüncü ekonomisi olan Almanya'nın doğrudan veya AB’nin dolaylı 16 yıldır lideri... Birlik içinde onun istemediği hiçbir düzenleme yapılamadı, zora düşen ülkeler çareyi onda aradı. AB ile görüşmek, müzakere etmek veya anlaşmalar yapmak isteyen aktörler daima önce onunla görüştü...
* * * *

Şansölye Angela Merkel, 7 Aralık 2018’e kadar 18 yıl muhafazakar Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) partisinin de genel başkanlığını yaptı... CDU partisinin Hristiyan Sosyal Birliği (CSU) adıyla bir kardeş partisi de var... CSU sadece güneydeki Bavyera Eyaleti’nde seçime giriyor... CDU da diğer 15 eyalette... Ama sonunda tek bir parti (CDU/CSU) gibi hareket ediyorlar, genel seçimde aldıkları oyları da bir araya toplanıyor, Almanya siyasetini de birlikte yapıyorlar...
* * * *
Şansölye Merkel, 2018 Ekim ayında ‘Bu benim son dönemim. CDU Genel Başkanlığına aday olmayacağım. 2021 yılında başbakan adayı da olmayacağım. 2021'de siyaseti bırakıyorum’ demişti... Kimse de ‘Aman yapma, etme, bizi bırakma, sensiz ne yaparız’ demedi... Kararından caydırmak için de uğraşmadı... Herkes ‘Kendi takdiridir, saygı duyarız’ dedi...
* * * *

Geçen Cumartesi CDU’nun 33. olağan kurultayı yapıldı... 1001 delege dijital oy kullandı... Oylarını mektupla da teyit ettiler... Genel başkanlığa 18 Şubat’ta 60 yaşına girecek Armin Laschet seçildi... Türkçe medyanın ‘Türk Armin’ diye magazinleştirdiği politikacı... Ağırlıklı olarak Türkler olmak üzere göçmenlere yakın bir politikacı... Evli, üç çocuk babası... Hukuk ve gazetecilik okumuş... Federal ve Avrupa milletvekilliği yapan birisi... Daha önce uyum bakanlığı yaptığı Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti’ni 2017’den beri liberallerle birlikte yönetiyor... Partinin başına geçen Armin Laschet’in Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak genel seçimde partisinin şansölye adayı olup olmayacağı konusu henüz açık...
* * * *

Türkiye ile Almanya arasında Osmanlı/Prusya döneminde başlayan ilişkiler çok derin... Ekonomik, siyasi, askeri, kültürel ilişkiler yoğun ve çok yönlü... NATO çerçevesindeki askeri ilişkiler... Her şeyden önce en önemli ticaret partneri... Türkiye’de Alman sermaye ortaklığında 7 bin 250’nin üzerinde Türk ve Alman şirketi bulunmakta... Türkiye, her yıl milyonlarca Alman turisti ağırlamakta... Bu yıl Türkiye’den Almanya’ya işgücü anlaşmasının 60. yılı... Almanya’da üç milyondan fazla Türk/ Türk kökenli yaşamakta... Türkiye’de Alanya ve civarında on bini aşkın Alman yaşamakta...
* * * *
İki ülke arasındaki ilişkilerin zaman zaman gerginleştiği bir gerçek... 19. Yüzyıl’da İngiliz Başbakanlarından Lord Palmerstone’nın, 1 Mart 1848’de Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada ‘Ebedi müttefikimiz yok ve daimi düşmanımız yok. Kendi çıkarlarımız sonsuz ve kalıcıdır. Ve bu çıkarları takip etmek bizim görevimizdir’ dediği gibi düşünmek gerek... Çünkü günlük yaşayıp günlük değerlendirmeye kalkarsak hiçbir şeyi anlama şansımız kalmaz... Mümkün de değil zaten...
* * * *
Almanya, Türkiye’nin dahil olmak istediği AB’nin en güçlü ülkesi... AB’nin Türkiye’ye yönelik politikasının da en güçlü belirleyici ülkesi... Bundan dolayı, ‘Alman siyaseti’ hem doğrudan hem de AB üzerinden Türkiye’yi etkiliyor... Dolayısıyla, ‘Alman siyasetini’ takip etmek Türkiye açısından önemli olduğu bir gerçek... Haftaya bu konuya devam...

Whatsapp
google_160x600