2) SAROS KÖRFEZİ

17 07 2020
94 kez okundu
imbik@devrimgazetesi.com.tr

SAROS KÖRFEZİ  (2)

(Antik MELAS  ya  da  Xeros  Körfezi ,  eski Meariz)

GÜNEYLİ

Bu körfeze bilinen büyük akarsulardan Meriç dökülür(Enez havzası). Bunun dışında irili ufaklı birkaç akarsu ve dere de Saros’un suları ile buluşmaktadır. Körfez bünyesinde Enez, Erikli ve Vakıf Sahillerinde lagun gölü, ayrıca; Enez’de ise,  Gala gölünün Havzaları bulunmaktadır.

Edirne ilinin Enez ve Keşan ilçelri kıyıları arasında 60Km. ye kadar içeriye sokulur. Ege Denizi’ne açılan ağız bölümünde 35 Km.yi geçen genişliği orta kesimdeki Tuzla Gölü önlerinde 18 Km’ye, Bakla Burnu önlerinde 10 Km’ye indikten sonra; daha doğuda 12 Km’ye çıkar. Kuzey ve Güney’de jeomorfolojik bakımdan yalıyarlı ve düzenlenmiş kıyılarla çevrili olan körfezin giderek daralan Doğu ucunda Kavak Deresi’nin (antik Melas) yığdığı alüvyonlarla kaplı bataklık bir ova  (şu anda çeltik ekilen Kadıköy, eski Evreşe Ovası)  yer alır. Bazı araştırmacılara göre Kuzey Anadolu fay sisteminin uzantısı olan iki kırık arasında çökmüş bir graben alanı sayılan körfez, bazı araştırmacılara göre de gerilme ve açılma sonucunda oluşmuştur.  Tektonik kökenli bir çöküntü alanı olan Saros Körfezi Marmara Denizi ortasındaki çukurluklardan sonra İzmit Körfezi-Sapanca Gölü-Adapazarı Ovası çukur alanlar dizisiyle Kuzey Anadolu Kırık kuşağına bağlıdır. Bu nedenle; Saros Körfezi kıyıları ile körfezi Marmara Denizi’nden ayıran Bolayır Kıstağı deprem açısından etkin alandır.

İlkçağda Melas ve Xeros adlarıyla anılan Saros Körfezi’nin doğusunda Evreşe(Kadıköy) Ovası uzanır. İlkçağda Kavak Deresi’nin taşıp, yığdığı alüvyonlarla oluşan ovada Jeomorfolojik açıdan ilginç dokuz yuvarlak tepelerin volkanik kayaçlardan oluşması Saros Körfezi ile Evreşe Ovası arasındaki jeolojik köken birliğini ortaya koyar.

Körfezin alçak olan kuzey kıyısında iki lâgün bulunur. Bunlar Tuzla Gölü ile 15 km. kadar batıdaki Tuz Gölü’dür. Son yıllarda bu kıyı yazlık yerleşmelerle dolmaya başlamıştır. Başta Bakla Burnu olmak üzere güneydeki Gelibolu Yarımadası’nın yüksek kıyılarında yer yer deniz şekillerine rastlanır.

Derinlik şartları asimetriktir. Trakya kıyılarında genişliği 10 Km’ yi bulan ve derinliği 90 metreyi geçmeyen bir şelf (kıta sahanlığı)alanı uzanır. Körfezin kuzey kıyısı önünde derinliği 90 m’yi geçmeyen ve genişliği yaklaşık 10Km. olan bir kıta sahanlığı vardır.  Bu alanın doğusunda yerleşilmemiş  Saros Adaları veya halk deyimiyle Eşek Adaları olarak anılan ve ikisi çok küçük olan üç ada yer alır. Kıta sahanlığı çok dar olan güney kıyısının hemen açığında uzanan oluğun derinliği 695 m’ye ulaşır. Gelibolu Yarımadası kıyıları önünde şelf(kıta sahanlığı) yoktur ve aniden 500 metreyi aşan derinliklere geçilir. Düztabanlı bir oluk görünümündeki bu derin kesim, batıya doğru Gökçeada ve Semendirek adası arasında derinliği 1000 metreyi aşarak  uzanır.

Saros Körfezi'ndeki akıntıların ve bu akıntılar nedeniyle, körfezin kendi kendini temizleme nedeni; Denizlerdeki dip sularının yüzeye çıkması (upwelling) hadisesidir ve bunun en güzel örneği Saros Körfezi'nde görülmektedir. Su karışımı ve dinamizmi nedeniyle körfezde biyolojik faaliyetler ve biyolojik çeşitlilikler son derece zengindir. Aynı zamanda burası yüzey akıntısıyla Karadeniz'den gelen besin tuzlarıyla zengin. Yoğunluğu az sular Karadeniz'den ilk önce Saros Körfezi'ne gelirler. Bu nedenle; Ege Denizi’nin en tuzlu kesimlerinden birini oluşturan Saros körfezinde karmaşık girdaplar çizen akıntılar görülür. Bu akıntılar nedeniyle de Saros, kendi kendini temizleyen bir körfez konumundadır. Saros Körfezi'nde alt ve üst su akıntılarının karışmasıyla çok zengin bir denizsel yaşam oluşuyor. O nedenle Ege Denizi'nin güneyde Gökova Körfezi, kuzeyde ise Saros Körfezi son derece zengin, adeta bir akvaryum gibi, her türlü deniz canlısının barındığı ve yaşadığı bir ortamdır.

Devam edecek..

Whatsapp
google_160x600